Kemalist Sosyalistler Birliği (KSB)
  MDD'nin Eleştirisi
 

MDD'nin Eleştirisi
 
Milli Demokratik Devrim stratejisi marksist bir teoridir. Bu özelliği nedeniyle gerçek hayattan kopuktur. Bu stratejiyle yola çıkanların gerçek hayata çarpacağı gerçeğinden hareketle kemalist-sosyalistler, MDD'yle amaçlarına ulaşamayacaktır.
 
MDD'cilere göre kemalist devrim, milli ve demokratik içeriğinden ötürü bir burjuva devrimidir. Yarım kalan bu burjuva demokratik devrim, işçi sınıfı öncülüğünde tamamlanmalıdır. Üçüncü dünya ülkelerinde milli demokratik devrimler, burjuvazinin zayıflığından dolayı yarım kalmaktadır. Üçüncü dünya ülkelerinin burjuva yönetimleri, zayıflıklarından dolayı emperyalizme ve feodal sınıflara karşı mücadeleyi sürdürüp onları yenilgiye uğratamamakta, dolayısıyla devrimlerini yarım bırakarak emperyalizmle ve feodal sınıflarla işbirliğine giderek ülkenin tüm yükünü işçi sınıfına yüklemektedirler. Bu durumda kapitalizmin tüm çelişkilerini yüklenen işçi sınıfı, öncü rolüne soyunacak ve yarım kalan burjuva demokratik devrimi tamamlama görevini sınıf olarak üstüne alacaktır.
 
Milli Demokratik Devrim aşamasını uygulamak zorunda olan işçi sınıfı, bu aşamada sosyalizm talebini sonraya bırakarak öncelikle milli ve demokratik hedefler doğrultusunda birleşebilecek bütün sınıflarla ittifak kuracaktır. Bu ittifağın başarısından ve MDD aşamasından geçildikten sonra kesintisiz şekilde sosyalizme geçilecektir. Sosyalizme geçilmesi aşamasında ise ittifak yapılacak sınıflardan kurtulunacaktır. İşçi sınıfının öncülüğü, zamanı geldiğinde ittifaklardan kurtulmak için temel bir çözümdür.
 
MDD'ciler, yapılacak sosyalist devrimi aşamalandırma hatasına düşmektedir. Tabii ki, yapılacak devrimin milli olması gereklidir çünkü üçüncü dünya ülkelerindeki gizli işgali sona erdirmek devrimcilerin başlıca sorunlarından birisidir. Ve bu işgali sona erdirmenin yolu, millicilik temeline dayalıdır. Ancak, millicilik, devrimden sonra da sürmesi gereken bir olgu olduğundan bunun aşama olarak kabul edilmesi yanlıştır.
 
Yapılacak devrimin demokratik olmasına gelince, MDD'ciler demokratik devrimden feodal sistem sorununun çözümünü yani ağalık sisteminin sona erdirilmesini kastetmektedirler. Zira burjuva demokratik devrimin içeriği, feodalizmin sonlandırılmasından oluşmaktadır. Ancak üretim lişkileri yönünden ağa ile maraba ve burjuva ile işçi ilişkileri arasında temelde bir fark yok iken feodal sistem sorununun ön plana geçmesi, MDD'cilerin kendini aldatmasından başka birşey değildir. Çünkü feodal sistemin bir demokrasi sorunu olarak ortaya konduğu modeller, feodal sistemin özerk yapılar kurduğu ülkelerdedir. Türkiye'de burjuva sınıfı ile feodal sınıf arasında temelde bir fark yoktur çünkü Türkiye feodallerinin özerk yapıları yoktur ve Türkiye üniter bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla Türkiye'de bir demokrasi sorunu varsa burjuvazi ve feodal sınıfların bu sorunda ortak sorumlulukları vardır.
 
MDD'ciler, her ne kadar millilik ve sosyalistlik arasındaki duvarları kaldırmaya çalışsalar da, millilikle sosyalistliği yanyana getirmekle beraber iki düşünceyi birbirinden ayrı tutmaya devam etmişler ve birbirlerinin ittifakı biçiminde sunmuşlardır. Halbuki üçüncü dünya ülkelerinde millilikle sosyalistlik içiçe geçmiştir. Ne kadar milli isen o kadar sosyalist, ne kadar sosyalist isen o kadar millisindir.
 
 
  Bugün 2 ziyaretçi (3 klik) kişi burdaydı!  
  Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol